Mutlaka... Daima... Mümkünse... Asla... Unutmayın...

Mutlaka... Daima... Mümkünse... Asla... Unutmayın...

06.10.2016

Mutlaka... Daima... Mümkünse... Asla... Unutmayın...

Ajans kurucu ortağı ve sanat yönetmenimiz İpek hanım, 2016 yılı Kristal Elma'da yaptığı konuşmada ambalaj tasarımı üzerine edindiği bilgilerini paylaştı.

MUTLAKA

Mutlaka; brief'inizde; vurgulamak istediğiniz mesajları sıralandırın, en önemli şey; ürünün lezzetli gözükmesi, sonra içinde elma parçacıkları olduğu, sonra lif kaynağı oldu, sonra marka, sonra da yapay madde içermez gibi sıralandırın, bu sıralandırmayı yaparken en büyük ürün illüstrasyonu olsun demeyin, çünkü bazen en büyük yapmak en çok vurgu anlamına gelmez. Simsiyah bir ambalajda beyaz bir nokta en dikkat çekici şey olabilir veya rengarenk bir ambalajda boş beyaz bir kutu en dikkat çekici alan olabilir.

Mutlaka; Yazabildiğimiz herşeyi yazalım; her ne kadar karmaşık ambalajların başarılı olmayacağını düşünsek de tipografik oyunlarla pek çok bilgiyi karmaşa yaratmadan ambalajın üzerine ustalıkla taşıyabiliriz. Ürünün üzerindeki her bir bilgi tüketiciye yapılmış vaatlerdir, tabii ki hukuki bir sorun yaratmayacaksa ve gerçekten ürününüz bu vaatleri yerine getiriyorsa yazabildiğimiz herşeyi iconlaştırabildiğimiz herşeyi ambalajın görünür yerlerine taşımak potansiyel satışımızı olumlu yönde etkiler. Gluten yok diye, şeker yok diye, lif kaynağı diye, A vitamini var diye, vs pek çok farklı sebepten tahmin etmediğiniz farklı hedef kitlelerin taleplerine mazhar olabilirsiniz 😀

Mutlaka; Ambalajlarınızı basan matbaalardan en azından birini ziyaret edin, aklınızdaki tüm soruları sorup, süreci öğrenmeye çalışın, matbaacılık ve baskı teknikleri ile ilgili ne kadar bilgi sahibi olursanız o kadar iyi süreç ve bütçe yönetimi yaparsınız.

Mutlaka; Ambalajın basılacağı malzemeyi netleştirip tasarım sürecine öyle başlayın, fikriniz yoksa malzemenin metalik mi olsun? Mat mı olsun? Mat Metalize mi olsun? Gibi detaylarını sanat yönetmeninizle istişare ederek de belirleyebilirsiniz. Malzemeden malzemeye baskı tekniği değişir, örneğin Mona Lisa'yı klişeden veya vektörden çıkartmak zorunda kalırsak bunun gibi beklenmedik sonuçlarla karşılaşabiliriz 😀

Mutlaka; Dünya'daki ambalaj trendlerini takip edin. Hatta tek link yetiyor; http://www.thedieline.com/ ambalajın malzemesi konusunda da innovative olun draje çikolatanızı illa opp de vermek zorunda değilsiniz, UHT kutuda sunarsanız rafta çok daha dikkat çekmiş olursunuz, bir tüyo daha; hedef kitle çakışmasından faydalanın! Örneğin enerji içeceği veriyorsanız, motor yağı şişesine benzer bir şişede enerji içeceği verin, pek çok can ürünün yanında sizin minyatür bidonunuz çok dikkat çekecektir!

DAİMA

Daima; hedef kitlenizi satış noktasında gözlemleyin, alışveriş davranışlarını inceleyin. Brief de yazmadığınız veya fark etmediğiniz özellikleri çıkacaktır, örneğin hedef kitleniz okuma yazma bilmeyen bir kitle olabilir veya yakın gözlüksüz markete gelmiş ve 10 puntoya kadar olan yazıları okuyamıyor olabilir. Hatta bu gözlemi sanat yönetmeninizle birlikte yaparsanız çok daha hızlı ve iyi sonuçlara ulaşabilirsiniz.

Daima; Alışverişçi ile tüketicinin ayrı mı? aynı mı? olduğunu sorgulayın, eskiden tüketici tek algılanıyordu, şimdi alışverişçi ve tüketiciyi ayırıyorlar ve doğru bir ayrım örneğin 5 yaşındaki bir çocuk tek başına markete gidip alışveriş yapamaz ama annesiyle gidip veya annesi giderken ondan bir ürün almasını taleb edebilir ve ürünü çocuk tükecektir, alışverişi yapan annesidir, bu gibi durumlarda ürününüzün ne kadar sağlıklı olduğu, ne kadar faydalı, vitaminli vs olduğu çocuğun çok umurunda olmayacak fakat annenin onayı olmadan da eve alınamayacaktır, sadece annenin onayladığı sağlıklı bir atıştırmalık da çocuğa cazip gelmeyecektir bu durumda ambalajlarda belirli bir oranda biraz anneye biraz çocuğa hitab etmek gibi seçenekler söz konusudur. Bu oranın ne kadar olması gerektiğini de brief lerinizde belirtin.

Daima; ürünün gelecek planlarını tasarımcınızla paylaşın, sen şu anda çikolatalı ürünü yapıyorsun ama önümüzdeki sene bunun bitteri çıkacak, çilek dolgulusunu yapacağız, şu anki ürün stick şeklinde ama biz bunun drajesini de yapacağız gibi bilgilendirin, bu sayede tasarımı hazırlarken örneğin bitterde kullanırım diye siyah rengi saklayıp başka bir renk kullanarak tasarımı hazırlayabilir veya tasarımda formülize edilmiş alanlar belirler ileride yeni varyant veya çeşit çıkartacağınızda hem bütünlük bozulmak hem de planlı bir yönetim yapmış olursunuz.

MÜMKÜNSE

Mümkünse; ambalaj tasarımlarınızın başarısını ölçümlendirebilmek için analizler yaptırın, hedef kitleniz ürünü en az 1 kere satın almışsa, ambalaj tasarımınız başarılı olmuş demektir, ürünü 2. kez alış Arge'nin başarısıdır, ürünü almış, denemiş beğenmediği için tekrar almamışlarsa, Arge'nin başarısızlığıdır, kimse tadını sevmediği bir gofreti sadece ambalajı hoşuna gittiği için almaz.

Mümkünse; real mock-up yaptırdığınız yeni ürününüzü rakipleri de piyasadan satın alarak rafa koyun ve sizin dışınızda ofisinizden başka kişilerin de yorumlarını alın.

Mümkünse; ajansınızdan re brief isteyin ve doğru anlaşılıp anlaşılmadığından emin olun.

Mümkünse; Briefinizde muğlak veya subjektif ifadelerden kaçının örneğin premium, gösterişli, pahalı, kaliteli, güzel gibi kişiden kişiye değişen anlamlar ifade eden kelimelerdense daha detaylı daha nokta spesific kelimeler kullanın ve hatta beğendiğiniz rakiplerinizi, görünmesini istediğiniz farklı bir kategoriden bir ambalajı örnek olarak gösterebilirsiniz. Fotolardan göreceğiniz gibi premium algısı veya lüks algısı çok farklı yorumlanabiliyor 😀

Mümkünse; Tüketicinize ürünü gösterecek bir ambalaj sundurun, bir çok tüketici ürünü görmek ister hele de yiyecek olarak tüketeceği ürünlere gözle kontrol yapmak ister, bağzı ürünler (örneğin kekler ve cipsler) yağlı olduğu için pencereden hoş olmayan görüntüler verebilirler, şayet ürününüze güveniyorsanız mutlaka pencere bırakın (örneğin kurabiye, örneğin kuruyemiş gibi). Oyuncak sektörü için de ürüne dokunabilirlik, test edilebilirlik, minik tüketicilerimiz için çok önemlidir, promosyon malzemesi veriyorsanız onun da görünür olmasına dikkat edin.

Mümkünse; ürünleri illüstire ederken bir miktar egzajere etmek kabul edilebilir ama içinden şelale gibi çikolata akan bir kek illüstrasyonuna maalesef pek çok tüketici prim vermiyor, vaatleriniz tutarlı olsun, marka güveniniz sarsılmasın, bir de sosyal medyada pek çok paket illüstrasyonu ile içinden çıkan ürün karşılaştırma ve Caps leri yapılıyor, sosyal medyaya malzeme olmak ve marka imajını zedelemek istemeyiz 😀

Mümkünse; markanıza ambalaj tasarımı yaptırmadan önce brandhouse çalıştırın, çok yüksek bütçeli vs olmasına gerek yok ama PPT de hazırladığınız brandhouse u ambalaj tasarımını yapacak ajansa simüle ettirebilirsiniz bu sayede markanın olmazsa olmazları, tasarım tadı vs. büyük ölçüde şekillenmiş olur :) Ambalaj tasarımı aşamasındaki revizyon süreniz kısalacağı için brandhouse a ayırdığınız bir iki gün bile tüm süreci kısaltmaya yeterli olur.

Mümkünse; aklınıza ilk geleni yaptırmayın, sizin aklınıza ilk gelen pek çok rakibinizin aklına da gelmiştir ve büyük ihtimalle biraz klişedir, örneğin; su etiketi yaptırıyorum, su mavi olur zaten bizim suyumuz dağdan çıkıyor, mavi bir zemin olsun arkada bir de dağ olsun, hatta dağ biraz karlı olsun derseniz rakiplerden ayrışmayan bir tasarımınız olur veya süt yaptırırken yukarıdan aşağı bir süt akışkanı gelsin, ambalajın altında bir süt havuzu olsun splashlarla fresh hissi verelim derseniz yine aynı duruma düşmüş olursunuz 😀

ASLA

Asla; ambalaj tasarımlarına akıllı telefonlardan bakıp renk yorumu vs. yapmayın, baktığınız ekranın doğru bir ekran olmadığı veya tasarımcı ile aynı ekranlara sahip olmadığınızı unutmayın.

Asla; yeni çıkartacağınız bir ambalaj tasarımına sadece kromoline bakarak onay vermeyin, mutlaka real mock up yaptırın hele de metalize planınız varsa.

Asla; ambalaj tasarımındaki grafik unsurlarını olabilecek en büyük haline getirmeye çalışmayın, boş yer kalmayana kadar doldurtmayın, çok şey söylemeyebilmek için sıralandırma yapmanız gerekiyor, herşeyi eşit oranda ve yüksek tonda söylemek isterseniz sadece tüketiciye bağıran ama ne söylediği belli olmayan bir ambalaj yapmış olursunuz, çok kalabalık bir ambalaj rafta kaybolacak, tüketicinin algısını cezbedeyemeyecek bir hale gelebilir ve maalesef en çok düşülen hata da budur, hazır yer varken şuraya kadar logoyu büyütelim, sağ üst boş kalmış oraya da şunu koyalım hatta ürüne değecek şekilde büyütelim derken karman çorman bir ambalajınız olmuş olur.

Asla; ambalaj tasarımının boyutlarını ekrandan cetvelle ölçerek anlamaya çalışmayın (espri tabii ama yaşanmış durumdur 😀

UNUTMAYIN

Unutmayın; Ambalaj tasarımı, matematik, psikoloji, sosyoloji, sanat, edebiyat, istatistik, bazen mizah vb. gibi pek çok uzmanlık içerir.

Matematik; birden çok SKU'nun, farklı varyant ve çeşitlerinde hem ayrıştırmak hem de bir bütün olarak gösterebilmek için yapılan geometrik oyunlar, milim milim hesaplamalara dayalıdır.

Psikoloji; sevgilisinden ayrılmış bir genç kızın, browni kekini yerken ayrılık hüznünü atlattığını düşünmesidir.

Sosyoloji; ülkesinin bayraklarının renginde granüllere sahip bir bisküviyi yerken daha milliyetçi hissetmekte gizlidir. Bu ürün kendi ülkesinde üretilmiyor olsa bile… gibi…

Unutmayın; Ambalaj tasarımı, ödül almak veya sosyal medyada fenomen olmak için yapılmaz, ürünü sattırmak için yapılır. Ajansınız, yöneticiniz veya danışmanlarınız tasarımın sadece ödül alabilmiş olmasına odaklanıyorlarsa SKT'si dolan ürünleri imha etmek için bile bütçe ayırmak zorunda kaldıklarında ödül almış olmak bir şey ifade etmeyecektir, aslolan satıştır.

Unutmayın; Ambalaj tasarımınızı sadece üst yönetim onaylayabilsin diye yaptırmayın, gerekirse savaşın, genel müdürlerin, CEO'ların onayları tabii ki önemlidir ama esas takdir tüketicinin olmalıdır, bazen hiç beğenmediğiniz bir tasarımı piyasaya sunmak zorunda kalabilirsiniz, tüketici testlerinden çok şaşırtıcı sonuçlar alabilirsiniz, aslolan tüketicinin neyi alıp almayacağıdır, üst yönetimin çok takdir ettiği bir tasarımı tüketici almazsa bunun sorumlusu yine marka yöneticileri olmaktadır 😀

Unutmayın; Ambalaj tasarımları günün sonunda çöp olur, yani çerçeveletip duvara asılacak bir sanat unsuru değildir, aylarca yıllarca çok küçük detaylarına kadar özendiğiniz ambalajlarınız iyi sonuçlar vermeyebilir, önemli olan satış noktasındaki karmaşık planogramlarda saniyeler içerisinde önce bir renk duvarı olarak tüketiciyi kendine çeken, sonra kademe kademe yaklaştıkça 'al beni' diyen POP ve merchandising i ile bir bütün olmuş vurucu markalar yaratmaktır, çoğu zaman ekrandan saatlerce baktığınız ve çok küçük detaylarla bezediğiniz ambalajınız reyonlar arasında gezen tüketicinin hiç dikkatini çekmeyebilir, tasarımın bütününe bakın, tek SKU olarak da değil rafta bir bütün olarak, tüm önyüzleri ile, tüm planogramı ile… Nesquick deyince aklımıza sarı bir duvar geliyor, Oreo deyince mavi, duvarı oluşturan zaten reyondaki kafası karışık tüketiciyi de ister istemez kendine çekiyor.